"deepening" in Turkish
Definition
Bir şeyin miktarını, seviyesini, duygusunu veya ciddiyetini daha derin hale getirme süreci ya da eylemi.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya akademik ortamlarda kullanılır. 'deepening crisis', 'deepening relationship' gibi ifadelerde yaygındır; günlük konuşmada nadiren kullanılır.
Examples
The deepening of the lake made it safer for boats.
Gölün **derinleşmesi** tekneler için daha güvenli hale getirdi.
We noticed a deepening of trust between the teams.
Takımlar arasında güvenin **derinleşmesini** fark ettik.
The storm caused a deepening of the riverbed.
Fırtına, nehir yatağının **derinleşmesine** neden oldu.
There’s been a deepening crisis in the region all year.
Bölgede tüm yıl boyunca **derinleşen** bir kriz yaşandı.
We’re committed to the deepening of our partnership.
Ortaklığımızın **derinleşmesine** bağlıyız.
Her deepening interest in art surprised her friends.
Onun sanata olan **derinleşen** ilgisi arkadaşlarını şaşırttı.