"decadence" in Turkish
Definition
Toplumun ahlaki ya da kültürel değerlerinde bozulma, genellikle aşırı lüks ve yozlaşma ile birlikte görülür.
Usage Notes (Turkish)
Resmi, akademik veya kültürel eleştiri bağlamlarında kullanılır. Daha çok toplum, kültür ya da dönemler için geçerli olup bireyler için nadiren kullanılır. Sıklıkla ‘dekadansa düşmek’, ‘dekadansın sembolü’ gibi ifadelerde geçer.
Examples
Many historians blame the fall of Rome on its decadence.
Birçok tarihçi Roma'nın çöküşünü onun **çöküşüne** bağlar.
The novel describes the decadence of society in the 1920s.
Roman, 1920’lerde toplumun **çöküşünü** anlatır.
Some people see too much luxury as a sign of decadence.
Bazıları aşırı lüksü **çöküşün** bir işareti olarak görür.
Critics argue that reality TV represents cultural decadence.
Eleştirmenlere göre reality TV kültürel **çöküşü** temsil ediyor.
The city's parties in the old days were legendary for their decadence.
Eskiden bu şehrin partileri **çöküş** derecesindeki lüksüyle efsaneydi.
Some say gourmet chocolate is the ultimate form of decadence, but I don’t mind at all!
Bazıları gurme çikolatayı **dekadans**ın zirvesi olarak görür, ama ben hiç rahatsız olmuyorum!