"crush" in Turkish
Definition
Bir şeyi çok sert bir şekilde ezmek veya bastırmak, ya da birine karşı hissedilen (genellikle gizli veya hafif olan) romantik duygu.
Usage Notes (Turkish)
Fiziksel anlamı mutfakta sık ('buz ezmek', 'sarımsak ezmek'). Romantik anlamı ise gençler veya erken aşama duygular için gayriresmî olarak sık kullanılır ('birine hoşlanmak'). 'Crushed', duygusal olarak yıkılmış olmayı da ifade edebilir.
Examples
Please crush the tomatoes with a fork.
Lütfen domatesleri çatal ile **ezin**.
He has a crush on his classmate.
Sınıf arkadaşına karşı **hoşlanıyor**.
The box was crushed under the chair.
Kutu, sandalyenin altında **ezilmişti**.
I had the biggest crush on him in high school.
Lisede ona karşı çok büyük bir **hoşlanmam** vardı.
Can you crush some ice for the drinks?
İçecekler için biraz buz **ezer** misin?
She looked totally crushed after the interview.
Röportajdan sonra tamamen **yıkılmış** görünüyordu.