"crouching" in Turkish
Definition
Dizler bükülmüş ve vücut yere yakın pozisyonda, genellikle saklanmak ya da bir şeye yaklaşmak için alınan durumu ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
'Crouching' çoğunlukla fiziksel olarak yere yakın olmayı veya saklanmayı ifade etmek için kullanılır; 'crouching down', 'crouching behind' gibi kalıplarda sıkça geçer, daha çok gündelik ve betimleyici ortamlarda tercih edilir.
Examples
The cat is crouching under the table.
Kedi masanın altında **çömelmiş** durumda.
He was crouching to tie his shoes.
Ayakkabılarını bağlamak için **çömelmişti**.
She stayed crouching behind the door.
Kapının arkasında **eğilmiş** olarak kalmıştı.
Why are you crouching like that? Did you lose something?
Neden böyle **çömelmişsin**? Bir şey mi kaybettin?
We found him crouching in the bushes, trying not to be seen.
Onu çalılıkların arasında **çömelmiş**, kimseye görünmemeye çalışırken bulduk.
She spent the afternoon crouching by the flowerbed, pulling up weeds.
Çiçek tarhının yanında **çömelmiş** bir şekilde tüm öğleden sonrayı yabani ot ayıklayarak geçirdi.