Herhangi bir kelime yazın!

"contemplative" in Turkish

dalgındüşünceli (derin)tefekkür eden

Definition

Bir kişinin sessizce ve derin şekilde düşünmeye eğilimli, huzurlu bir hali olduğunu anlatır.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok edebi ya da dini bağlamlarda ('contemplative ruh hali', 'contemplative hayat') kullanılır; düşünceli (nazik) ile karıştırmayın.

Examples

She has a contemplative nature and enjoys quiet time alone.

Onun **dalgın** bir doğası var ve yalnız, sessiz vakit geçirmekten hoşlanıyor.

The monk led a contemplative life in the mountains.

Keşiş, dağlarda **tefekkür eden** bir yaşam sürdü.

He looked contemplative as he stared out the window.

O, pencereden dışarı bakarken **dalgın** görünüyordu.

After the meeting, she became unusually contemplative and quiet.

Toplantıdan sonra, olağan dışı şekilde **dalgın** ve sessiz oldu.

His contemplative mood made everyone around him speak more softly.

Onun **dalgın** ruh hali, etrafındakilerin daha alçak sesle konuşmasına neden oldu.

Some people listen to music when they're feeling contemplative.

Bazı insanlar **dalgın** hissettiklerinde müzik dinler.