"confronting" in Turkish
Definition
Zor, rahatsız edici ya da hoş olmayan bir durumla doğrudan yüzleşmek veya biriyle açıkça hesaplaşmak anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle resmi veya yarı-resmi ortamlarda kullanılır. Duygusal açıdan sarsıcı şeyler için de kullanılabilir ('a confronting image'). Sık kullanılan kalıplar: 'confronting a problem', 'confronting someone'. Bazen cesaret göstermek anlamına gelir.
Examples
She is confronting her fears every day.
O her gün korkularıyla **yüzleşiyor**.
He is confronting a difficult decision at work.
O iş yerinde zor bir kararla **yüzleşiyor**.
They are confronting the problem together.
Onlar sorunu birlikte **yüzleşiyorlar**.
Seeing the news was really confronting—it made me think deeply about the world.
Haberleri izlemek gerçekten çok **sarsıcıydı**—bu beni dünya hakkında derin düşünmeye itti.
I don't like confronting people, but sometimes it's necessary to solve problems.
İnsanlarla **yüzleşmeyi** sevmem ama bazen sorunları çözmek için gereklidir.
The most confronting part of the movie made the audience silent.
Filmin en **sarsıcı** kısmı izleyicileri sessizleştirdi.