"composure" in Turkish
Definition
Zor veya stresli durumlarda bile sakinliğini ve duygusal kontrolünü koruma hali.
Usage Notes (Turkish)
'keep your composure' ifadesi genellikle dışa vurulan soğukkanlılık için kullanılır; resmi ortamlarda sık geçer. İçsel duygulardan ziyade dış davranışa vurgu yapılır.
Examples
She kept her composure during the interview.
Mülakat sırasında **soğukkanlılığını** korudu.
It is hard to have composure when you are angry.
Kızgın olduğunda **soğukkanlılığını** korumak zordur.
The teacher admired his composure in class.
Öğretmen, sınıftaki **sükûnetini** takdir etti.
He lost his composure and shouted at the referee.
**Soğukkanlılığını** kaybetti ve hakeme bağırdı.
Even with all the pressure, she managed to keep her composure.
Tüm baskıya rağmen **sükûnetini** korumayı başardı.
Take a deep breath and get your composure back before answering.
Derin bir nefes al ve cevap vermeden önce **sükûnetini** yeniden kazan.