"complicit" in Turkish
Definition
Başka kişilerle birlikte yasa dışı veya ahlaki olarak yanlış bir faaliyete bilerek katılmak ya da göz yummak.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve hukuki bağlamda kullanılır; genellikle 'in' ile ('complicit in a crime') görülür. Bilerek katılma veya görmezden gelme anlamına gelir. 'explicit' ile karıştırmayın.
Examples
He was found complicit in the crime.
O, suçta **suç ortağı** olduğu tespit edildi.
They were complicit in the plan to cheat.
Onlar, hile yapma planında **suç ortağı**ydı.
She denied being complicit in any wrongdoing.
Herhangi bir suça **suç ortağı** olduğunu reddetti.
If you stay silent, you become complicit in their actions.
Sessiz kalırsanız, onların eylemlerinde **suç ortağı** olursunuz.
Many people were complicit by turning a blind eye to the problem.
Birçok kişi, sorunu görmezden gelerek **suç ortağı** oldu.
He refused to be complicit and reported the fraud.
O, **suç ortağı** olmayı reddetti ve dolandırıcılığı ihbar etti.