"commune with" in Turkish
Definition
Birisi ya da bir şeyle (doğa, kişi veya yüce bir varlık gibi) özellikle ruhen veya duygusal olarak derin bir şekilde bağ kurmak veya iletişimde olmak.
Usage Notes (Turkish)
Resmî veya edebi; genellikle doğa, Tanrı ya da manevi konularla kullanılır. Günlük konuşmada yaygın değildir. 'Doğa', 'Tanrı', 'ruh' ile sık görülür. Sadece 'konuşmak' anlamına gelmez, derin ve çoğu zaman sessiz bir bağ içerir.
Examples
She likes to commune with nature in the forest.
Ormanda doğayla **ruhen iletişim kurmayı** sever.
Monks often commune with God through meditation.
Keşişler sıkça meditasyonla Tanrı ile **manevi bağ kurar**.
Many people try to commune with their inner self.
Birçok insan iç benliğiyle **ruhen iletişim kurmaya** çalışır.
Sometimes I just sit by the ocean to commune with its peaceful energy.
Bazen sadece okyanusun kenarında oturup onun huzurlu enerjisiyle **ruhen iletişim kurarım**.
People go on retreats to commune with themselves away from daily distractions.
İnsanlar günlük karmaşadan uzaklaşıp kendileriyle **manevi bağ kurmak** için inzivalara gider.
He believes he can commune with animals if he sits quietly in the woods.
Sessizce ormanda oturursa hayvanlarla **ruhen iletişim kurabileceğine** inanıyor.