"colluding" in Turkish
Definition
Başka kişilerle gizlice ve genellikle yasa dışı veya dürüst olmayan bir amaç için iş birliği yapmak.
Usage Notes (Turkish)
'colluding with', 'colluding to', 'colluding against' gibi kalıplarda özellikle resmi ve hukuki dilde kullanılır; sıradan iş birliğinden farklı olarak gizlilik ve kötü niyet ima eder.
Examples
The two companies were colluding to fix prices.
İki şirket fiyatları sabitlemek için **gizlice iş birliği yapıyordu**.
The politicians were colluding to hide the truth.
Siyasetçiler gerçeği gizlemek için **iş birliği yapıyorlardı**.
They were accused of colluding with criminals.
Onlar, suçlularla **iş birliği yapmakla** suçlandılar.
Are you saying they’ve been colluding behind our backs this whole time?
Yani siz diyorsunuz ki onlar tüm bu zaman boyunca arkamızdan **iş birliği yapıyorlarmış**?
It turns out the board members were colluding to block the new project.
Meğer kurul üyeleri yeni projeyi engellemek için **gizlice iş birliği yapıyormuş**.
We suspected the firms were colluding, but proving it was difficult.
Şirketlerin **gizlice iş birliği yaptığı** şüpheleniyorduk, ama bunu kanıtlamak zordu.