"clatter" in Turkish
Definition
Sert nesnelerin birbirine çarpması veya düşmesiyle oluşan yüksek ve rahatsız edici ses.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle tabaklar, tencereler, makineler veya at nalları gibi sert seslerde kullanılır; hafif arka plan sesleri için uygun değildir. Hem isim hem de fiil olarak kullanılabilir.
Examples
The clatter of plates woke me up.
Tabakların **takırtısı** beni uyandırdı.
The horses' hooves made a loud clatter on the street.
Atların nalı sokakta yüksek bir **takırtı** yaptı.
I dropped the pan and it fell with a clatter.
Tavayı düşürdüm ve **şangırtı** ile yere düştü.
She came home, keys clattering in her hand.
Eve geldi, anahtarlar elinde **takırdıyordu**.
Dishes clattered as the waiter rushed by.
Garson hızla geçerken tabaklar **takırdadı**.
We heard the clatter of tools from the garage all afternoon.
Tüm öğleden sonra garajdan aletlerin **takırtısı**nı duyduk.