"clack" in Turkish
Definition
İki sert nesnenin çarpışmasıyla çıkan kısa ve keskin ses ya da bu sesi çıkarmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle daktilo, topuklu ayakkabı veya diş gibi mekanik veya tekrarlayan tıkırtı seslerini anlatmak için kullanılır. 'Clacking' fiilinin şimdiki zaman hali. Resmî yazılarda fazla geçmez.
Examples
The old typewriter started to clack loudly.
Eski daktilo yüksek sesle **takırdamaya** başladı.
You can hear the clack of her high heels down the hall.
Koridorda onun topuklu ayakkabısının **takırtısı** duyulabiliyor.
Her teeth clacked together in the cold wind.
Soğuk rüzgarda dişleri **takırdadı**.
Whenever she gets nervous, her fingernails clack on the table.
Sinirlendiğinde tırnakları masada **takırdar**.
I love the clack of billiard balls breaking at the start of a game.
Bir oyunun başında bilardo toplarının **takırtısı** hoşuma gidiyor.
The train doors clacked shut just as we arrived.
Tren kapıları biz varırken **takırdayarak** kapandı.