"bristle with" in Turkish
Definition
Belirli bir özellik, nesne ya da faaliyetle dolu olmak; genellikle enerjik veya gergin bir şekilde. Yüzeyi kıllar gibi çıkıntılarla kaplı olmak anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle bir yer, insan veya şey aşırı şekilde duygu, silah, fikir ya da enerji dolu olduğunda kullanılır. 'full of'dan daha güçlü ve dışa vuran bir anlam taşır.
Examples
The field bristled with wildflowers in spring.
İlkbaharda tarla **yabani çiçeklerle dolup taştı**.
The museum bristles with ancient artifacts.
Müze **antik eserlerle dolup taşıyor**.
The army base bristled with soldiers and vehicles.
Askeri üs **asker ve araçlarla doluydu**.
Her speech bristled with passion and determination.
Konuşması **tutku ve kararlılıkla doluydu**.
The kitchen bristled with activity as the family prepared for dinner.
Aile akşam yemeği hazırlarken mutfak **hareketle doluydu**.
The police station bristled with nervous energy after the big news.
Büyük haberden sonra karakol **gergin bir enerjiyle doluydu**.