"bring up against" in Turkish
Definition
Birini zor bir sorun, durum veya gerçekle karşı karşıya getirmek.
Usage Notes (Turkish)
Bu ifade daha çok resmi veya nötr kullanılır; sorunlarla, özellikle 'be brought up against' yapısında sıkça geçer. 'bring up' (konu açmak/çocuk yetiştirmek) ile karıştırma.
Examples
We were brought up against a serious problem during the meeting.
Toplantıda ciddi bir sorunla **karşı karşıya getirildik**.
The plan was brought up against legal challenges.
Plan **hukuki zorluklarla karşı karşıya getirildi**.
They were brought up against facts they could not ignore.
Onlar göz ardı edemeyecekleri gerçeklerle **karşı karşıya getirildiler**.
Sometimes life brings us up against unexpected obstacles.
Bazen hayat bizi **beklenmedik engellerle karşı karşıya getirir**.
He was suddenly brought up against the limits of his own experience.
Birdenbire kendi deneyimlerinin sınırlarıyla **karşı karşıya kaldı**.
Every time I try something new, I’m brought up against my fears.
Her yeni bir şey denediğimde, korkularımla **karşı karşıya kalıyorum**.