"boundless" in Turkish
Definition
Hiçbir sınırı olmayan; miktarı, boyutu ya da kapsamı son derece büyük veya sonsuz olan.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok edebi veya resmi bağlamlarda kullanılır. 'boundless energy', 'boundless love' gibi soyut ya da duygusal kavramlar için uygundur; somut nesneler için genellikle kullanılmaz.
Examples
The ocean seems boundless from the shore.
Kıyıdan bakınca okyanus **sınırsız** görünüyor.
She has boundless energy every day.
Onun her gün **sınırsız** enerjisi var.
His imagination is boundless.
Onun hayal gücü **sınırsız**.
Their boundless enthusiasm inspired everyone in the group.
Onların **sınırsız** coşkusu gruptaki herkesi etkiledi.
As a child, I had boundless curiosity about the world.
Çocukken dünyaya karşı **sınırsız** bir merakım vardı.
The possibilities here are truly boundless if you're creative.
Yaratıcıysanız, buradaki olanaklar gerçekten **sınırsız**.