Herhangi bir kelime yazın!

"bloodcurdling" in Turkish

kan dondurucudehşet verici

Definition

Çok korkutucu veya şok edici, tüyler ürpertici bir şekilde etkileyen; özellikle çığlık, hikaye veya deneyimlerde kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle 'bloodcurdling scream' gibi abartılı ya da korku anlatımlarında kullanılır, günlük konuşmalarda nadirdir. Gerçek anlamda kanı dondurmaz, yoğun korku ifade eder.

Examples

The movie had a bloodcurdling scene in the forest.

Filmde ormanda **kan dondurucu** bir sahne vardı.

She let out a bloodcurdling scream when she saw the spider.

Örümceği görünce **kan dondurucu** bir çığlık attı.

I read a bloodcurdling story last night.

Dün gece **kan dondurucu** bir hikaye okudum.

That was a bloodcurdling noise—my heart skipped a beat!

Bu **kan dondurucu** sesti—kalbim duracak sandım!

We heard a bloodcurdling scream coming from upstairs.

Yukarıdan **kan dondurucu** bir çığlık duyduk.

His bloodcurdling tales always keep us on edge during camping trips.

Onun **kan dondurucu** hikayeleri kamp sırasında bizi hep tedirgin eder.