"bleed" in Turkish
Definition
Bir kesi, yaralanma veya hastalık sonucu vücuttan kan çıkması. Ayrıca renklerin veya bir maddenin yayılması ya da para kaybı anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
En çok kan akması için kullanılır: 'My finger is bleeding.' 'Bleed to death' tıpta sık geçer. Parasal veya renk anlamında mecazi kullanılır. Genellikle geçişsiz fiil olarak kullanılır.
Examples
His nose started to bleed after the fall.
Düştükten sonra burnu **kanamaya** başladı.
If this cut keeps bleeding, call a doctor.
Bu kesik **kanamaya** devam ederse, doktora başvurun.
The red paint will bleed into the white part.
Kırmızı boya beyaz kısma **akacak**.
Put pressure on it—it's still bleeding.
Bastırın—hala **kanıyor**.
We're bleeding money on this project.
Bu projede **büyük miktarda para kaybediyoruz**.
Be careful with that shirt; the color might bleed in the wash.
O gömleğe dikkat et; rengi yıkamada **akabilir**.