"billow" in Turkish
Definition
Duman, bulut veya kumaş gibi şeylerin dalgalar halinde kabarıp yayılması, havada dalgalanması.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle edebi bir dilde, duman, bulut veya kumaş gibi şeylerin dalgalanarak kabarması için kullanılır. İnsanlar veya katı nesneler için kullanılmaz.
Examples
The sails billowed in the strong wind.
Kuvvetli rüzgarda yelkenler **dalgalandı**.
Thick smoke billowed from the building.
Binadan yoğun duman **dalgalandı**.
Her dress billowed as she spun around.
Dönünce elbisesi **dalgalandı**.
Clouds billowed across the sky before the rain started.
Yağmur başlamadan önce gökyüzünde bulutlar **dalgalandı**.
A white sheet billowed on the laundry line.
Çamaşır ipinde beyaz bir çarşaf **dalgalandı**.
The flag billowed high above the stadium during the anthem.
Marş sırasında stadyumun üzerinde bayrak **dalgalandı**.