Herhangi bir kelime yazın!

"appeasement" in Turkish

yatıştırma

Definition

Birinin öfkesini veya saldırganlığını yatıştırmak amacıyla tavizler vermek, genellikle siyasi ortamda çatışmadan kaçınmak için yapılan bir davranıştır.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok siyasi ve tarihi durumlarda geçer, ör: 'yatıştırma politikası'; taviz vermek sayesinde çatışmadan kaçınma anlamı taşır. Bazen olumsuz veya zayıflık göstergesi olarak algılanır. Genel barış sağlamaktan farklıdır.

Examples

The leader chose appeasement instead of confrontation.

Lider, çatışma yerine **yatıştırma**yı seçti.

People criticized the government's policy of appeasement.

İnsanlar hükümetin **yatıştırma** politikasını eleştirdi.

Appeasement can sometimes delay conflict but not prevent it.

**Yatıştırma** bazen çatışmayı geciktirse de tamamen önleyemez.

Many historians debate whether appeasement helped or harmed world peace.

Birçok tarihçi **yatıştırma**nın dünya barışına faydalı mı yoksa zararlı mı olduğunu tartışıyor.

The company's appeasement strategy didn't stop the complaints from customers.

Şirketin **yatıştırma** stratejisi, müşteri şikayetlerini durdurmadı.

There's a fine line between appeasement and genuine compromise.

**Yatıştırma** ile gerçek bir uzlaşma arasında ince bir çizgi vardır.