Herhangi bir kelime yazın!

"antipathy" in Turkish

antipatikarşıtlık

Definition

Birine veya bir şeye karşı derin ve kalıcı bir hoşnutsuzluk ya da karşıtlık duygusu.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle resmi veya akademik dilde kullanılır; sıradan 'beğenmemek'ten daha güçlü, 'nefret'ten daha hafiftir. 'Birine karşı antipati duymak' gibi ifadelerle kullanılır.

Examples

She felt an antipathy toward noisy crowds.

Gürültülü kalabalıklara karşı **antipati** hissediyordu.

There is a long-standing antipathy between the two teams.

İki takım arasında uzun süredir devam eden bir **antipati** var.

His antipathy to change made him resist new ideas.

Değişime olan **antipatisi**, yeni fikirlere direnmesine neden oldu.

You can really sense the antipathy between them at meetings.

Toplantılarda aralarındaki **antipati** gerçekten hissediliyor.

Her obvious antipathy toward her boss made work uncomfortable.

Patronuna karşı açık **antipatisi** işi rahatsız edici hale getirdi.

It was clear from his tone that his antipathy was personal, not professional.

Ses tonundan, **antipatisi**nin kişisel olduğu, profesyonel olmadığı belliydi.