"aging" in Turkish
Definition
Yaşın ilerlemesi veya yaşlanma belirtilerinin görülmesi süreci. İnsanlar, eşyalar ya da sistemler için kullanılabilir.
Usage Notes (Turkish)
'Aging population' yaşlı nüfus anlamına gelir. 'Aging cheese/wine' gelişen kaliteye, 'aging infrastructure' ise bozulmaya işaret eder. 'Anti-aging' kozmetik terimidir.
Examples
Aging is a natural part of life.
**Yaşlanma**, hayatın doğal bir parçasıdır.
The country has an aging population.
Ülkenin **yaşlanan** bir nüfusu var.
This cheese improves with aging.
Bu peynir **yaşlandıkça** daha iyi olur.
The aging infrastructure in this city desperately needs billions in investment.
Bu şehirdeki **yaşlanan** altyapıya milyarlarca yatırım gerekiyor.
She's aging gracefully and refuses to use any anti-aging products.
O, **yaşlanma**yı zarifçe karşılıyor ve hiçbir anti-**aging** ürünü kullanmıyor.
The wine cellar is designed specifically for aging reds at the perfect temperature.
Şarap mahzeni, kırmızıların **yaşlandırılması** için özel olarak tasarlanmıştır.