"aflutter" in Turkish
Definition
Hafifçe titreyen veya çırpınan; aynı anda heyecan ve endişe hissi. Genellikle şiirsel veya betimleyici anlatımlarda kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Şiirsel ya da betimleyici ifadelerde sıkça kullanılır; 'hearts all aflutter', 'leaves set aflutter' gibi kalıplarda geçer. Hem fiziksel, hem duygusal anlamda kullanılabilir.
Examples
Her heart was aflutter before the big test.
Büyük sınavdan önce kalbi **çırpınan** durumdaydı.
The flags were aflutter in the morning breeze.
Bayraklar, sabah esintisinde **çırpınan** durumdaydı.
The bird's wings were aflutter as it prepared to fly.
Kuşun kanatları, uçmaya hazırlanırken **çırpınan** durumdaydı.
She walked into the room, her thoughts all aflutter with excitement.
Odaya girdiğinde, düşünceleri heyecanla **telaşlıydı**.
Everyone was aflutter with anticipation before the announcement.
Duyurudan önce herkes **telaşlıydı** ve büyük bir beklenti içindeydi.
Leaves set aflutter by the passing car filled the street.
Geçen araba ile **çırpınan** yapraklar sokağı doldurdu.