"accentuates" in Turkish
Definition
Bir şeyi daha belirgin veya gözle görülür hale getirir, bir özelliği ya da niteliği öne çıkarır.
Usage Notes (Turkish)
'Vurgular' resmi ya da yazılı dilde tercih edilir; 'özellik', 'önem', 'farklılık' gibi kelimelerle birlikte sık kullanılır.
Examples
The red dress accentuates her eyes.
Kırmızı elbise, onun gözlerini **vurgular**.
His loud voice accentuates the silence in the room.
Onun yüksek sesi odadaki sessizliği **belirginleştirir**.
Lighting accentuates the artwork on the wall.
Aydınlatma, duvardaki sanat eserini **vurgular**.
Her smile really accentuates her friendly personality.
Onun gülümsemesi, arkadaş canlısı kişiliğini gerçekten **vurgular**.
The makeup accentuates her cheekbones.
Makyaj, onun elmacık kemiklerini **vurgular**.
Adding a rug accentuates the cozy vibe of the room.
Bir halı eklemek, odanın sıcak havasını **belirginleştirir**.