"accentuate" in Turkish
Definition
Bir şeyin belirginliğini veya önemini artırmak, özel yönlerini ön plana çıkarmak demektir.
Usage Notes (Turkish)
Genelde resmi ya da yarı-resmi metinlerde kullanılır. Bir şeyin özellikle öne çıkması istendiğinde tercih edilir; günlük konuşmada 'vurgulamak' daha yaygındır.
Examples
The designer used bright colors to accentuate the dress.
Tasarımcı, elbiseyi **vurgulamak** için parlak renkler kullandı.
Glasses can accentuate the shape of your face.
Gözlükler, yüz şeklinizi **öne çıkartabilir**.
The teacher's comments accentuated the importance of being on time.
Öğretmenin yorumları, zamanında olmanın önemini **vurguladı**.
Try to accentuate your strengths instead of your weaknesses in the interview.
Mülakatta zayıf yönleriniz yerine, güçlü yönlerinizi **vurgulamaya** çalışın.
The lighting in this room really accentuates the artwork on the walls.
Bu odadaki aydınlatma, duvardaki sanat eserlerini gerçekten **öne çıkarıyor**.
If you want to look taller, wear clothes that accentuate your height.
Daha uzun görünmek istiyorsanız, boyunuzu **vurgulayan** kıyafetler giyin.