"a thorn in your flesh" in Turkish
Definition
Sürekli olarak sinir bozucu veya sorun yaratan kişi ya da şey.
Usage Notes (Turkish)
Deyimsel bir ifadedir; gerçek anlamda bir diken değil, sürekli rahatsızlık veren şey için kullanılır. Sıklıkla 'baş belası' olarak geçer.
Examples
That noisy dog is a thorn in your flesh.
O gürültülü köpek tam bir **baş belası**.
The old computer has become a thorn in your flesh.
Eski bilgisayar artık tam bir **baş belası** oldu.
His constant complaints are a thorn in your flesh.
Onun sürekli şikayetleri tam bir **baş belası**.
Ever since they moved in next door, the neighbors have been a thorn in your flesh.
Yan daireye taşındıklarından beri komşuların **baş belası** oldu.
No matter what you do, paperwork at this job is always a thorn in your flesh.
Ne yaparsan yap bu işteki evrak işleri her zaman **baş belası**.
That minor error in the system turned out to be a thorn in your flesh for months.
Sistemdeki o küçük hata aylarca **baş belası** oldu.