"a feel for" in Turkish
Definition
Bir şeyi çaba harcamadan ya da eğitim almadan kolayca anlama veya yapma yeteneği; doğal bir beceri.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'have a feel for' şeklinde, bir yetenek veya içgüdüsel yatkınlık için kullanılır; olumlu ve samimidir. Fiziksel hisler için kullanılmaz.
Examples
She has a feel for languages and learns them quickly.
Diller konusunda **doğal yeteneği** var ve onları hızlıca öğreniyor.
Tom really has a feel for cooking.
Tom'un yemek yapma konusunda gerçekten **sezgisi** var.
After a few tries, I got a feel for the game.
Birkaç denemeden sonra oyunda **yatkınlık** kazandım.
He never studied business but has a feel for what customers want.
Hiç iş eğitimi almamasına rağmen müşterilerin ne istediği konusunda **doğal yeteneği** var.
You just have a feel for these puzzles—how do you do it?
Senin bu bulmacalara karşı gerçekten **sezgin** var—nasıl yapıyorsun?
With a little practice, you'll develop a feel for the rhythm.
Biraz pratikle, ritim için **bir sezgi** geliştireceksin.