"sell a bill of goods" in Turkish
Definition
Birini doğru olmayan bir şeye inandırarak, özellikle de değersiz veya sahte bir şeyi kabul ettirmek için kandırmak.
Usage Notes (Turkish)
Bu, Amerikan İngilizcesinde gayri resmi bir deyimdir. Gerçekten ürün satmak anlamına gelmez; kandırılmak veya yanıltılmakla ilgilidir. Genellikle geçmiş zamanda kullanılır.
Examples
He was sold a bill of goods by the travel agent and ended up in a terrible hotel.
Seyahat acentesi ona **kandırdı** ve korkunç bir otelde kaldı.
Don't let anyone sell you a bill of goods when buying a car.
Araba alırken kimsenin seni **kandırmasına** izin verme.
She realized too late that she had been sold a bill of goods about the new job.
Yeni iş hakkında **kandırıldığını** çok geç anladı.
I can't believe I was sold a bill of goods—this phone barely works!
**Kandırıldım**, bu telefon zar zor çalışıyor!
My brother tried to sell me a bill of goods about his "amazing" recipe, but it tasted awful.
Kardeşim harika tarifini bana **yutturmak** istedi, ama tadı berbattı.
Politicians always seem to be selling us a bill of goods before elections.
Siyasetçiler seçimlerden önce hep bize **kandırıcı vaatler sunuyor** gibi.