"workhouses" in Turkish
Definition
Düşkünler evi, geçmişte İngiltere'de çok yoksul insanların yiyecek ve barınma karşılığında çalıştığı kurumlardı.
Usage Notes (Turkish)
Tarihsel bir terimdir, özellikle Viktorya dönemi İngiltere'siyle ilgili konuşmalarda geçer. Modern sosyal yardım kurumlarıyla karıştırmayın; düşkünler evleri genellikle katı kurallı ve olumsuz bir üne sahipti.
Examples
Many poor people lived in workhouses during the 1800s.
1800'lerde birçok yoksul insan **düşkünler evi**nde yaşıyordu.
Children in workhouses had to do hard labor.
**Düşkünler evi**ndeki çocuklar ağır işler yapmak zorundaydı.
Charles Dickens wrote about workhouses in his novels.
Charles Dickens, romanlarında **düşkünler evleri**nden bahsetmiştir.
For many, the thought of workhouses brings images of misery and strict rules.
Birçok kişi için **düşkünler evi** deyince akla sefalet ve sıkı kurallar gelir.
Before social welfare, workhouses were the only option for the desperate.
Sosyal yardım öncesinde, **düşkünler evleri** çaresizler için tek seçenekti.
Stories from the old workhouses can be shocking to read today.
Eski **düşkünler evi** hikâyeleri bugün okunduğunda şoke edici olabilir.