"walk the line" in Turkish
Definition
Sorun yaşamamak için çok dikkatli ve kurallara uygun davranmak veya iki farklı seçenek arasında denge sağlamaktır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok günlük konuşmada kullanılır; genellikle kurallar, ahlak veya riskli durumlar için uygundur. 'Toe the line' ifadesinden biraz daha esnektir.
Examples
You need to walk the line if you want to keep your job.
İşini kaybetmek istemiyorsan **ince çizgide yürümelisin**.
She tries to walk the line between work and family.
O, iş ve aile arasında **dengeyi sağlamaya** çalışıyor.
Politicians often walk the line to avoid making enemies.
Politikacılar genellikle düşman edinmemek için **ince çizgide yürürler**.
It's hard to walk the line when your friends ask you to do something risky.
Arkadaşların riskli bir şey isterse **ince çizgide yürümek** zordur.
He always manages to walk the line between honesty and kindness.
O, dürüstlük ile kibarlık arasında her zaman **dengeyi kurar**.
If you want to stay out of trouble, you have to walk the line around here.
Burada sorun çıkarmak istemiyorsan **ince çizgide yürümelisin**.