"walk into a trap" in Turkish
Definition
Birisinin planı veya tuzağına fark etmeden yakalanmak, aldatılmak.
Usage Notes (Turkish)
Çoğunlukla gerçek bir tuzak değil, hile veya aldatmaca anlatılırken mecaz olarak kullanılır.
Examples
He walked into a trap set by the thieves.
Hırsızların kurduğu **tuzağa düştü**.
Don't walk into a trap by giving out your password online.
Çevrim içi şifreni vererek **tuzağa düşme**.
She didn't realize she was about to walk into a trap.
O, **tuzağa düşmek** üzere olduğunun farkında değildi.
I totally walked into a trap—I believed his fake giveaway and got scammed.
Tamamen **tuzağa düştüm**—sahte çekilişe inanıp dolandırıldım.
Be careful, or you might walk into a trap at work if you trust the wrong person.
Dikkatli ol, yanlış kişiye güvenirsen iş yerinde **tuzağa düşebilirsin**.
He acted so innocent that we all walked into his trap without suspecting a thing.
O kadar masum davrandı ki, hepimiz hiç şüphelenmeden **onun tuzağına düştük**.