"vicissitudes" in Turkish
Definition
Hayatın beklenmedik ve çoğunlukla zorlayıcı değişimleri ve zorlukları.
Usage Notes (Turkish)
Resmi, edebi ya da akademik metinlerde tercih edilir; 'hayatın iniş çıkışları' veya tarihsel büyük değişimler için kullanılır. Küçük günlük değişimler için kullanılmaz.
Examples
After many vicissitudes, the company finally succeeded.
Birçok **iniş çıkıştan** sonra şirket sonunda başarılı oldu.
They stayed together through all the vicissitudes of life.
Hayatın tüm **iniş çıkışlarında** birlikte kaldılar.
The novel describes the vicissitudes of an immigrant family.
Roman, göçmen bir ailenin **iniş çıkışlarını** anlatıyor.
You never know what vicissitudes tomorrow may bring.
Yarının ne gibi **iniş çıkışlar** getireceği asla bilinmez.
Despite the vicissitudes of fortune, she never gave up on her dreams.
Kaderin tüm **iniş çıkışlarına** rağmen, o hayallerinden vazgeçmedi.
The country has endured decades of political vicissitudes.
Ülke onlarca yıl boyunca siyasi **iniş çıkışlara** katlandı.