"verisimilitude" in Turkish
Definition
Bir şeyin gerçek veya doğru gibi görünme özelliği; özellikle sanat, edebiyat veya hikayelerde gerçeğe yakınlık hissi.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle edebi veya sanatsal bağlamda kullanılır. 'lack of verisimilitude' ifadesi gerçeklikten uzaklığı anlatır. Günlük konuşmada yaygın değildir.
Examples
The novel's verisimilitude made the characters seem like real people.
Romanın **gerçekliği** karakterleri gerçek insanlar gibi gösterdi.
Good movies use verisimilitude to draw the audience into the story.
İyi filmler, seyirciyi hikayeye çekmek için **gerçeklik** kullanır.
The painting lacks verisimilitude; it does not look natural.
Tabloda **gerçeklik** yok; doğal görünmüyor.
Her storytelling is full of verisimilitude—it almost feels like she lived through those events herself.
Onun hikaye anlatımı tamamen **gerçeklik** dolu—neredeyse bu olayları kendi yaşamış gibi hissediliyor.
The film was praised for its incredible verisimilitude, especially in the historical details.
Film, özellikle tarihi ayrıntılardaki inanılmaz **gerçekliğiyle** övgü aldı.
Despite its fantasy elements, the world in the book has enough verisimilitude to make it believable.
Fantastik unsurlarına rağmen, kitaptaki dünya yeterli **gerçekliğe** sahip olduğu için inandırıcı geliyor.