"unrighteous" in Turkish
Definition
Ahlaki, adil ya da iyi olmayan; çoğunlukla etik veya dini kurallara aykırı davranışları tanımlar.
Usage Notes (Turkish)
'Adil olmayan', 'haksız', 'ahlaka aykırı' kavramları edebi, dini veya ciddi ahlak konuşmalarında karşınıza çıkar. Günlük dilde pek kullanılmaz. 'Haksız' ile 'kötü' aynı anlamda değildir.
Examples
Stealing is considered unrighteous by many religions.
Hırsızlık, birçok dinde **adil olmayan** bir davranış olarak kabul edilir.
He was punished for his unrighteous actions.
**Adil olmayan** davranışları yüzünden cezalandırıldı.
Lying is seen as unrighteous in her family.
Onun ailesinde yalan söylemek **ahlaka aykırı** kabul edilir.
Many people believe helping others makes you righteous, while hurting them is unrighteous.
Birçok insan başkalarına yardım etmenin doğru, zarar vermenin ise **adil olmayan** bir şey olduğuna inanır.
"Judge not, lest ye be judged, for with what measure you judge, you shall be judged; and why do you look at the speck in your brother's eye, but don't notice the unrighteous things in your own?"
"Yargılamayın ki yargılanmayasınız; nasıl ölçerseniz öyle ölçüleceksiniz; neden kardeşinizin gözündeki çöpü görüyorsunuz da kendi gözünüzdeki **adil olmayan** şeyleri fark etmiyorsunuz?"
He tried to justify his unrighteous decisions, but no one was convinced by his excuses.
**Adil olmayan** kararlarını gerekçelendirmeye çalıştı ama kimse bahanelerine inanmadı.