"unpolished" in Turkish
Definition
Henüz pürüzsüz, parlak veya tamamlanmamış olan; bilgi, konuşma ya da yeteneklerin yeterince gelişmemiş olmasını da ifade edebilir.
Usage Notes (Turkish)
Hem nesneler hem de insanlarda; örneğin 'cilalanmamış taş', 'cilalanmamış konuşma' gibi. Soyut anlamda tecrübeye veya inceliğe ihtiyaç gösterir.
Examples
This is an unpolished stone.
Bu, **cilalanmamış** bir taş.
Her speech sounded unpolished.
Konuşması **tamamlanmamış** gibi geliyordu.
The table is still unpolished.
Masa hâlâ **tamamlanmamış**.
His manners are a bit unpolished, but he means well.
Onun görgüsü biraz **ham**, ama niyeti iyi.
The demo was impressive, even if a little unpolished.
Demo etkileyiciydi, ama biraz **tamamlanmamış** gibiydi.
Don’t worry if your writing feels unpolished—that comes with practice.
Yazınız **cilalanmamış** gibi geliyorsa endişelenmeyin—alıştıkça düzelecek.