"unlived" in Turkish
Definition
Birinin yaşamadığı, deneyimlemediği veya gerçekleştiremediği zaman, tecrübe ya da potansiyeli anlatır.
Usage Notes (Turkish)
Gündelik konuşmada değil; şiirsel veya edebi metinlerde, özellikle 'yaşanmamış yıllar', 'yaşanmamış hayaller' gibi ifadelerde kullanılabilir.
Examples
He looked back on his unlived childhood with sadness.
Üzüntüyle **yaşanmamış** çocukluğuna baktı.
There is so much unlived potential in her life.
Hayatında henüz **yaşanmamış** çok fazla potansiyel var.
The abandoned house held many unlived stories.
Terkedilmiş evde birçok **yaşanmamış** hikaye vardı.
He regrets the unlived years that war took from him.
Savaşın ondan aldığı **yaşanmamış** yıllara pişmanlık duyuyor.
Her diary was filled with dreams left unlived.
Günlüğü **yaşanmamış** hayallerle doluydu.
Don’t let fear leave your best moments unlived.
Korku, en iyi anlarını **yaşanmamış** bırakmasın.