"unfortunates" in Turkish
Definition
Zorluklar yaşayan, talihsiz olaylara maruz kalmış veya temel ihtiyaçlarından yoksun insanlardır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve edebi bir ifadedir; genellikle yoksulluk, afet gibi ciddi durumlarda mağdurlardan bahsederken kullanılır, günlük dilde nadiren kullanılır.
Examples
The charity gave food to the unfortunates in the city.
Yardım kuruluşu şehirdeki **talihsizlere** yiyecek verdi.
Many unfortunates lost everything in the flood.
Birçok **talihsiz** selde her şeyini kaybetti.
We should help the unfortunates in our community.
Toplumumuzdaki **talihsizlere** yardımcı olmalıyız.
During the harsh winter, shelters opened their doors to the city's unfortunates.
Soğuk kış boyunca barınaklar, şehrin **mağdurlarına** kapılarını açtı.
It's easy to ignore the unfortunates, but everyone deserves compassion.
**Talihsizleri** görmezden gelmek kolaydır, ama herkes şefkati hak eder.
Some of the unfortunates ended up living on the streets for years.
Bazı **talihsizler** yıllarca sokakta yaşadı.