"turn the tables" in Turkish
Definition
Daha önce dezavantajda olduğunuz bir durumu, kendi lehinize çevirerek kontrolü veya üstünlüğü ele geçirmek.
Usage Notes (Turkish)
"İşleri tersine çevirmek" veya "üstünlüğü ele geçirmek" deyimleri, büyük bir değişim olduğunda kullanılır; küçük değişiklikler için uygun değildir.
Examples
We were losing the game, but we managed to turn the tables in the last minute.
Maçı kaybediyorduk, ama son dakikada **işleri tersine çevirmeyi** başardık.
She turned the tables on her boss by proving her innocence.
Masumiyetini kanıtlayarak patronuna karşı **işleri tersine çevirdi**.
After months of failure, the team finally turned the tables and started winning.
Aylarca başarısızlıktan sonra takım sonunda **üstünlüğü ele geçirdi** ve kazanmaya başladı.
Just when I thought I'd lost, I found a way to turn the tables.
Kaybettiğimi sandığım anda, **işleri tersine çevirmeyi** başardım.
The company was in trouble, but a new strategy turned the tables.
Şirket zor durumdaydı ama yeni bir strateji **işleri tersine çevirdi**.
He loves underdog stories where the hero somehow turns the tables against all odds.
Tüm zorluklara rağmen kahramanın **işleri tersine çevirdiği** hikayeleri sever.