"trifled" in Turkish
Definition
Birine veya bir şeye önem vermeden, ciddiye almadan yaklaşmak ya da davranmak.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle ciddi ve resmi ifadelerde, 'not to be trifled with' gibi kalıplarda kullanılır; gündelik 'şaka yapmak' anlamında kullanılmaz.
Examples
He trifled with my feelings and hurt me.
Duygularımla **hafife aldı** ve beni incitti.
The teacher warned that the rules were not to be trifled with.
Öğretmen kuralların **hafife alınmaması** gerektiğini uyardı.
They trifled with the truth to avoid getting into trouble.
Başlarını belaya sokmamak için gerçeği **hafife aldılar**.
She felt he had trifled with her trust.
Onun güvenini **hafife aldığını** düşündü.
This is not an issue to be trifled with.
Bu, **hafife alınacak** bir durum değil.
You shouldn't have trifled with their patience; now they’re upset.
Sabırlarını **hafife almamalıydın**; şimdi kızgınlar.