"transfuse" in Turkish
Definition
Tıbbi nedenlerle bir kişiden veya hayvandan diğerine kan veya başka bir sıvı aktarmak.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok tıbbi bağlamda kullanılır; günlük konuşmada 'kan vermek' terimi tercih edilir.
Examples
Doctors may transfuse blood to help injured patients.
Doktorlar, yaralı hastalara yardımcı olmak için kan **transfüze edebilirler**.
It is important to transfuse only matching blood types.
Yalnızca uyumlu kan gruplarını **transfüze etmek** önemlidir.
The nurse carefully transfused the needed fluids.
Hemşire, gerekli sıvıları dikkatlice **transfüze etti**.
They needed to transfuse more blood during the surgery than expected.
Ameliyat sırasında beklenenden daha fazla kan **transfüze etmek** gerekti.
If the patient's blood pressure drops, we might have to transfuse immediately.
Hastanın tansiyonu düşerse hemen **transfüze etmek** gerekebilir.
Sometimes, doctors transfuse plasma instead of whole blood.
Bazen doktorlar tüm kan yerine plazma **transfüze ederler**.