"take your life in your hands" in Turkish
Definition
Ciddi şekilde yaralanabileceğin veya ölebileceğin çok tehlikeli bir iş yapmak.
Usage Notes (Turkish)
Bu deyim abartılı ve bazen mizahi biçimde de kullanılabilir, özellikle büyük riskler (tehlikeli sürüş, ekstrem spor vb.) için uygundur. Küçük risklerde kullanılmaz.
Examples
Crossing that broken bridge is really taking your life in your hands.
O kırık köprüyü geçmek gerçekten **hayatını riske atmak** demek.
You take your life in your hands if you swim in that river.
O nehirde yüzersen **hayatını riske atmış olursun**.
People who text and drive are taking their lives in their hands.
Araba kullanırken mesaj atan insanlar **canlarını tehlikeye atıyor**.
If you eat food from that street vendor, you might be taking your life in your hands.
O sokak satıcısından yemek yersen, **canını tehlikeye atabilirsin**.
Going skydiving is really taking your life in your hands, but some people love the thrill.
Paraşütle atlamak gerçekten **hayatını riske atmak** ama bazıları bu heyecanı seviyor.
Every time you cross that highway on foot, you're taking your life in your hands.
O otoyolu yürüyerek geçtiğinde her seferinde **canını tehlikeye atıyorsun**.