"sublimate" in Turkish
Definition
Bir duyguyu ya da isteği daha kabul edilebilir veya daha yüksek bir şekle dönüştürmek; bilimde ise katı hâlden doğrudan gaz hâline geçmek.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok bilimsel ya da akademik ifadelerde, psikolojide veya kimyada kullanılır; günlük hayatta nadir.
Examples
Some artists sublimate their anger into creative work.
Bazı sanatçılar öfkelerini yaratıcı işe **süblime eder**.
Dry ice will sublimate at room temperature.
Kuru buz oda sıcaklığında **süblime olur**.
He learned to sublimate his disappointment into motivation.
Hayal kırıklığını motivasyona **süblime etmeyi** öğrendi.
You can't always sublimate stress—sometimes you just need a break.
Stresi her zaman **süblime edemezsin**—bazen de dinlenmek gerekir.
Some emotions are hard to sublimate, no matter how hard you try.
Bazı duyguları ne kadar uğraşsan da **süblime etmek** zordur.
If you're able to sublimate your jealousy into ambition, it can actually help you succeed.
Eğer kıskançlığını hırsa **süblime edebilirsen**, gerçekten başarılı olabilirsin.