"stricken with" in Turkish
Definition
Bir kişinin hastalık, üzüntü, yoksulluk gibi olumsuz bir durumdan fazlasıyla etkilenmesi ya da zarar görmesi anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle edebi veya resmi dille birlikte kullanılır. 'stricken with disease', 'stricken with grief' gibi ciddi ve olumsuz durumları vurgular. Küçük sorunlarda kullanılmaz.
Examples
After hearing the news, she was stricken with grief.
Haberi duyunca, üzüntü **etkisi altında** kaldı.
He was stricken with a serious illness for months.
Aylarca ciddi bir hastalığa **yakalanmıştı**.
Many people were stricken with fear during the storm.
Fırtına sırasında birçok kişi korkunun **etkisi altında** kaldı.
He sat alone, stricken with regret about his decision.
Kararından dolayı pişmanlık **etkisi altında** tek başına oturdu.
Entire communities were stricken with poverty after the factory closed.
Fabrika kapandıktan sonra tüm topluluklar yoksulluğun **etkisi altında** kaldı.
Travelers were stricken with food poisoning after eating at the market.
Pazarda yemek yiyen gezginler, gıda zehirlenmesinin **etkisi altında** kaldılar.