"steadying" in Turkish
Definition
Bir nesneyi, hareketi veya kişiyi sallanmaktan ya da dengesiz olmaktan kurtarıp daha dengeli ve güvenli hale getiren şey.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle birini veya durumu sakinleştirmek, dengelemek veya istikrarlı hale getirmek için kullanılır. 'a steadying hand' gibi deyimlerde sık görülür.
Examples
He put a steadying hand on her shoulder.
Omzuna **sakinleştirici** bir el koydu.
The chair had a steadying bar at the bottom.
Sandalye altında bir **dengeleyici** çubuk vardı.
She took a deep steadying breath before starting.
Başlamadan önce derin bir **sakinleştirici** nefes aldı.
A cup of tea has a steadying effect when you feel nervous.
Heyecanlı hissettiğinde bir fincan çayın **sakinleştirici** etkisi olur.
He gave her a steadying look before the exam, and she smiled back.
Sınavdan önce ona **sakinleştirici** bir bakış attı ve o gülümsedi.
She held the ladder, steadying it while he climbed up to change the bulb.
O, ampulü değiştirirken merdiveni **sabitleyerek** tuttu.