"stagger" in Turkish
Definition
Zayıflık, yaralanma veya şaşkınlık nedeniyle neredeyse düşecekmiş gibi sendeleyerek yürümek ya da hareket etmek. Ayrıca işleri veya etkinlikleri aynı zamana gelmeyecek şekilde ayarlamak anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Kişinin neredeyse düşecek kadar zorlanarak hareket ettiği durumlara uygun. Zamanı 'stagger' etmek, işleri veya toplantıları ardışık şekilde ayarlamaktır. 'Staggering' (şaşırtıcı) ile karıştırmayın.
Examples
He began to stagger after spinning around too quickly.
Çok hızlı döndükten sonra **sendelemeye** başladı.
She managed to stagger to the phone and call for help.
Büyük bir çaba ile **sendeleyerek** telefona ulaşıp yardım çağırdı.
The workers' break times are staggered to avoid crowding.
İşçilerin mola saatleri, kalabalığı önlemek için **zamanlara yayılmıştır**.
He was so shocked by the news that he could only stagger backwards.
Haberi duyunca o kadar şoke oldu ki sadece **geriye sendeleyebildi**.
Let’s stagger our meeting times so we’re not all in the office at once.
Hepimiz aynı anda ofiste olmayalım diye toplantı saatlerimizi **zamana yayalım**.
After staying up all night, I could barely stagger into the kitchen for coffee.
Tüm gece uyanık kaldıktan sonra, zar zor mutfağa **sendeleyerek** kahve almaya gittim.