"solvency" in Turkish
Definition
Bir kişi veya kurumun tüm borçlarını ve uzun vadeli mali yükümlülüklerini ödeyebilme yeteneği.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle finans, ticaret ve hukuk alanlarında kullanılır. 'solvency ratio', 'test of solvency' gibi ifadelerde sık görülür. Kısa vadeli borçları ödeyebilme anlamındaki 'liquidity' kavramıyla karıştırılmamalı.
Examples
The company proved its solvency to investors.
Şirket, yatırımcılara **ödeme gücünü** kanıtladı.
Banks check the solvency of loan applicants.
Bankalar, kredi başvuru sahiplerinin **ödeme gücünü** kontrol eder.
Good solvency means you can pay your debts.
İyi bir **ödeme gücü**, borçlarınızı ödeyebileceğiniz anlamına gelir.
Rising debts are threatening the company's solvency.
Artan borçlar, şirketin **ödeme gücünü** tehdit ediyor.
After the audit, they questioned the firm's solvency.
Denetimden sonra, firmanın **ödeme gücü** sorgulandı.
Maintaining solvency is crucial for any business, big or small.
Her işletme için, büyük ya da küçük, **ödeme gücünü** korumak çok önemlidir.