"slurping" in Turkish
Definition
Özellikle çorba ya da makarna yerken/içerken yüksek sesle içme veya emme sesleri çıkarmak.
Usage Notes (Turkish)
Türkçede genellikle kaba kabul edilir, özellikle sessiz ortamlarda. 'Şapırdatmak' daha çok katı yiyeceklerde, 'höpürdetmek' sıvılarda kullanılır.
Examples
He was slurping his soup at the table.
Masada çorbasını **şapırdatarak** içiyordu.
The children were slurping their noodles loudly.
Çocuklar makarnalarını yüksek sesle **şapırdatarak** yiyorlardı.
She started slurping her drink through a straw.
O, içeceğini pipetle **höpürdeterek** içmeye başladı.
Stop slurping! It's driving me crazy.
**Şapırdatmayı bırak!** Sinirlerimi bozuyorsun.
In Japan, people think slurping noodles shows you like the food.
Japonya'da makarnayı **şapırdatarak** yemek yemeği beğendiğini gösterdiğine inanılır.
The room was filled with the sound of everyone slurping their ramen.
Oda herkesin ramenini **şapırdatarak** yemesiyle doluydu.