"sleazeball" in Turkish
Definition
Dürüst olmayan, ahlaksız veya itici davranan kişi; genellikle güvenilmez ve rahatsız edici biridir.
Usage Notes (Turkish)
Son derece gayriresmî ve aşağılayıcı bir tabirdir; genellikle kadınlara veya paraya karşı güvenilmez davranan erkekler için kullanılır. Resmî ortamlarda uygun değildir.
Examples
Nobody trusts that sleazeball at the office.
Ofiste kimse o **pisliğe** güvenmiyor.
He acted like a real sleazeball during the meeting.
Toplantıda tam bir **pislik** gibi davrandı.
Stay away from that sleazeball; he lies to everyone.
O **pislik**ten uzak dur; herkese yalan söylüyor.
Ugh, I can't believe you gave your number to that sleazeball at the bar.
Ayy, barda o **pislik**e numaranı verdiğine inanamıyorum.
Only a sleazeball would steal money from his own friends.
Ancak bir **pislik** kendi arkadaşlarından para çalar.
That lawyer is a total sleazeball—he'll say anything to win.
O avukat tam bir **pislik**—kazanmak için her şeyi söyler.