"shoehorn" in Turkish
Definition
Ayakkabıyı daha kolay giymek için kullanılan kavisli uçlu bir araçtır. Ayrıca bir şeyi zorla bir yere veya duruma sığdırmak anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Gerçek anlamda daha çok resmi ya da nötr bağlamlarda kullanılır. Fiil olarak kullanıldığında, genellikle olumsuz ya da espirili bir şekilde bir şeyi zorla sığdırmak anlamına gelir. 'shoehorn something into' sıkça karşılaşılır.
Examples
I need a shoehorn to put on my new boots.
Yeni botlarımı giymek için bir **ayakkabı çekiceği**ne ihtiyacım var.
He used a shoehorn to help his grandfather.
Büyükbabasına yardım etmek için **ayakkabı çekiceği** kullandı.
Do you have a shoehorn I can borrow?
Ödünç alabileceğim bir **ayakkabı çekiceği** var mı?
He tried to shoehorn the big box into his small car trunk.
Büyük kutuyu küçük araba bagajına **zorla sığdırmaya** çalıştı.
The director managed to shoehorn a love story into the action movie.
Yönetmen, aksiyon filmine bir aşk hikayesini **zorla sığdırdı**.
Sometimes, you just can’t shoehorn everything you want into your schedule.
Bazen, istediğin her şeyi programına **zorla sığdıramazsın**.