"scurrying" in Turkish
Definition
Kısa ve hızlı adımlarla telaşlı bir şekilde hareket etmek, genellikle küçük hayvanlar veya aceleyle hareket eden insanlar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
'koşturmak' genelde fare, karınca gibi küçük hayvanlar ya da aceleyle davranan insanlar için uygun olur. Hikaye veya betimleyici anlatımlarda sık geçer.
Examples
The mouse was scurrying across the kitchen floor.
Fare mutfak zemininde **koşturuyordu**.
Children were scurrying to their seats when the bell rang.
Zil çalınca çocuklar yerlerine **koşturuyordu**.
Ants were scurrying around the dropped cookie crumbs.
Karıncalar düşen kurabiye kırıntılarının etrafında **koşturuyordu**.
"What’s all the scurrying in the hallway?" asked the teacher.
Öğretmen, 'Koridordaki bu **koşuşturmaca** nedir?' diye sordu.
We could hear squirrels scurrying through the leaves outside.
Dışarıda sincapların yaprakların arasından **koşuşturduğunu** duyabiliyorduk.
People were scurrying for cover as the rain started pouring down.
Yağmur başladığında insanlar sığınacak yer bulmak için **koşturuyordu**.