"romanticized" in Turkish
Definition
Bir şeyi gerçek sorunlarını veya zorluklarını görmezden gelerek olduğundan daha çekici veya mükemmel göstermek anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle hikayeler, anılar veya görsellerde kullanılır; sadece olumlu yönler gösterilir, olumsuzlar göz ardı edilir. Tarih, kültür veya medya hakkında konuşurken sıkça kullanılır.
Examples
The movie gave a romanticized view of life in the 1800s.
Film, 1800'lerdeki yaşama **romantize edilmiş** bir bakış sundu.
He romanticized his childhood, forgetting the hard times.
Çocukluğunu **romantize ederek** zor zamanları unuttu.
The book presents a romanticized version of rural life.
Kitap, kırsal yaşamın **romantize edilmiş** bir versiyonunu sunar.
Travel blogs often show a romanticized picture of living abroad, leaving out the struggles.
Seyahat blogları, yurtdışında yaşamın **romantize edilmiş** bir görüntüsünü sıkça gösterir, zorlukları ise saklar.
People sometimes have a romanticized idea of being famous, not realizing how tough it can be.
İnsanlar bazen ünlü olma konusunda **romantize edilmiş** bir fikre sahip olur ve zorluğunu fark etmez.
Social media can make everyday life look romanticized, hiding the messy parts.
Sosyal medya, günlük hayatı **romantize edilmiş** gibi gösterebilir, karmaşık tarafları gizler.